Suçun ortaya Çıkmasında Ajan Kullanmak

0
347

Daire:CGK 
Tarih:2015
Esas No:2015/448
Karar No:2015/344
Kaynak:uyap
İlgili Maddeler:tck 188/3,43 cmk 139,160
İlgili Kavramlar:kolluğun delil toplama yetkisi,gizli soruşturmacı,uyuşturucu ticareti,zincirleme suç
T.C.
YARGITAY
Ceza Genel Kurulu

Esas No : Karar No: Tebliğname :
2015/10-448 2015/344 2015/149311
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve çözülmesi gereken uyuşmazlık; uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya muhtevasından;
Manisa İli, Turgutlu İlçesinde yoğun bir şekilde uyuşturucu madde ticareti yapıldığı bilgisine ulaşılması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında sulh ceza hâkimliğinden alınan karar doğrultusunda gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kamu görevlilerinin, sanıktan iki gün arayla iki kez net ağırlıkları toplam yirmidokuz miligram olan esrar maddesi satın aldıkları anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce, somut olayda sanıklardan uyuşturucu madde satın alan kolluk görevlilerinin üstlendikleri rol ve statülerinin belirlenmesi gerekmektedir.

CMK’nun 139. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen suçların örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeleri şartıyla görevlendirilebileceği kabul edilmelidir. Bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlar için gizli soruşturmacı görevlendirilemez.
Nitekim öğretideki hâkim görüş de CMK’nun 139/7. maddesinde belirtilen suçların ancak bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi halinde gizli soruşturmacı kullanılabileceği yönündedir.

Ancak kolluk görevlisinin 5271 sayılı CMK’nun 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delil toplamak için alıcı rolüne girerek, suça azmettirmeden veya teşvik etmeden şüpheliden uyuşturucu madde satın alması mümkündür.
Bu durumda adli kolluk görevlisinin CMK’nun 139. maddesi gereğince değil, aynı kanunun 160 ve devamı maddeleri uyarınca görevlendirilmesi yeterlidir. (Yener Ünver- Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku Ders Kitabı, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 474)
Gizli görevlinin işlenen veya işlenmek üzere olan suçu ortaya çıkarabilmek amacıyla şüpheliyle temas kurup suçüstü yakalanmalarını sağlaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun bulunmuştur. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 15.06.1992 tarih ve 12433/1986 sayılı Ludi/İsviçre kararı) Ancak görevlinin suç işlemeye niyeti bulunmayan kişileri suç işlemeye teşvik ve azmettirmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 09.06.1998 gün ve 25829/94 sayılı Teixeira de Castro/Portekiz kararı)
Somut olayda; sanığa isnat olunan uyuşturucu madde ticareti suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemiş olması nedeniyle, mahkemesince CMK’nun 139. maddesi uyarınca “gizli soruşturmacı” görevlendirilmesine karar verilmesi isabetli olmayıp, alıcı rolüne girerek sanıktan uyuşturucu madde satın alan görevlilerin gizli soruşturmacı değil, “gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlileri” olarak kabul edilmeleri gerekmektedir. Bu görevlilerin ancak suça azmettirmeden veya teşvik etmeden elde ettikleri deliller hukuka uygun olacaktır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen kararlarda da; ajan veya polis memurlarınca, uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin olarak kişiyi suça azmettirme veya teşvik yoluyla elde edilen delillerin kullanılması adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir. (Burak Hun/Türkiye, 15.12.2009 gün ve 17570/04; Serpil/Türkiye, 12.11.2013 gün ve 17711/07 sayılı kararları)
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
15.01.2014 tarihinde adli kolluk görevlileri tarafından sanıktan uyuşturucu madde alınmasından iki gün sonra yeniden uyuşturucu satın alınmıştır.
Adli kolluk görevlilerinin amacı, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak değil sanığın bulunduğu mahalde uyuşturucu madde ticareti yapan kişileri tespit ederek, bu suça ilişkin delilleri toplamak olup, aldıkları uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi devralma ve mal edinme iradeleri bulunmadığından, somut olayda gerçek bir alım satım söz konusu olmayıp, gerçekleştirilen eylem sanığın suçunu delillendirme işlemidir.

Adli kolluk görevlilerince sanığın suç ortağı ya da ortaklarının olup olmadığı veya başka bir yerde gizlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunup bulunmadığını tespit etmek gibi nedenlerle, ilk alımdan sonra sanığın yakalanmayarak görevlilerce birden fazla alım yapılması durumunda da, esasen tek bir alım olayı ile sanığın satmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ve bu suçun delilleri ortaya çıktığından, sanığın sonraki alıma konu olan uyuşturucu maddeyi önceki alımlardan sonra temin ettiğine ilişkin delil bulunmadığı ahvalde, satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmanın temadi ettiği kabul edilip, hareketin en ağırına göre ceza verilecek, birden fazla alım bulunduğundan bahisle TCK’nun 43. maddesi gereğince ayrıca zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır.
15.01.2014 tarihinde adli kolluk görevlilerince sanıktan uyuşturucu madde satın alınması üzerine sanığın “satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma” suçu ve bu suça ilişkin deliller tamamen ortaya çıkmıştır. Adli kolluk görevlilerinin iki gün sonra ikinci kez aldıkları uyuşturucu maddeyi sanığın ilk satıştan sonra temin ettiğine ilişkin delil de bulunmamaktadır.
Somut olayda adli kolluk görevlileri ile sanık arasında gerçek anlamda alım satımın söz konusu olmadığı, adli kolluk görevlilerince yapılan ilk alımla, sanığın “satmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma” suçuna ilişkin delillendirme işlemi yapıldığı anlaşıldığından, daha sonraki alımların zincirleme suç hükümlerinin düzenlendiği TCK’nun 43. maddesi kapsamında ayrı suç oluşturduğunun kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının, uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2015 gün ve 71-145 sayılı direnme kararının, uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin