Harcın Kamu Düzenine ilişkin olması,Sözlü aşamaya geçişde bildirim zorunluluğu

0
72

19. Hukuk Dairesi         2013/14318 E.  ,  2013/17990 K.

  • YAZILI YARGILAMA USULÜNÜN AŞAMALARI
  • MENFİ TESBİT DAVASI
  • BANKA KREDİ SÖZLEŞMESİNDEKİ İMZANIN SAHTELİĞİ
  • HARÇLAR KANUNU (492) Madde 123
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 114
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 115
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 116
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 117
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 138
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 142
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 143
  • HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 147

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkili aleyhine Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9101 E. sayılı dosyasında bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla, Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9102 E. sayılı dosyasında ise kredi sözleşmesine istinaden ilamsız takip yoluyla icra takibi yapıldığı, takiplere dayanak bono ve kredi sözleşmesi altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9101 E. sayılı takip dayanağı kredi sözleşmesi ve Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9102 E. sayılı takip dayanağı bono nedeniyle davalı bankaya 77.213,21 TL borçlu olmadığının tespitine, müvekkili lehine % 40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına ve Türkiye Bankalar Birliği’nin borçlular listesinden müvekkilinin isminin silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davacı tarafından sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığının iddia edildiğini, bunun üzerine müvekkilince yapılan araştırma sonucu kredi sözleşmesinin yapıldığı esnada başka bir şahsın H.. S.. olarak kendisini tanıtarak davacının yerine imza attığı sonucuna varıldığını, bunun üzerine dava tarihinden önce 03/04/2012 tarihinde davacı hakkındaki takiplerinden vazgeçtiklerini, mevcut davanın vazgeçmeden sonra açıldığını, dava tarihi itibariyle davanın konusuz olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre davalı yanca icra takiplerine dayanak kredi sözleşmesi ve bono altındaki imzaların davacıya ait olmadığının kabul edildiği, davalı banka tarafından vazgeçme işlemlerinin sadece söz konusu takiplere yönelik olduğu, vazgeçmenin davacı ve davalı arasındaki bono ve kredi sözleşmesine dayalı ilişkiyi tamamen ortadan kaldırmadığı, ancak söz konusu takiplerde davalı bankanın kötü niyetli olduğuna dair hiçbir emarenin bulunmadığı, davacının Türkiye Bankalar Birliği’nin borçlular listesinden çıkartılma yönündeki talebinin idari bir işlem niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9101 E. sayılı dosyanın dayanağını oluşturan 23/12/2010 tarihli kredi sözleşmesi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Alanya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/9102 E. sayılı dosyasının dayanağını oluşturan 23/12/2010 tanzim tarihli 17/11/2011 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, davacının Türkiye Bankalar Birliği’nin borçlular listesinden silinmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmektedir.
2- Davalının vekilinin temyiz itirazlarına gelince,
6100 sayılı HMK ile yazılı yargılama usulünde ilk derece yargılaması aşamalardan oluşmaktadır. Bunlar, davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi, sözlü yargılama ve hükümdür.
Davanın açılması üzerine dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır.
Ön incelemede öncelikle dava şartları (HMK m.114-115) ve ilk itirazlar incelenir (HMK m.116-117). Dava şartları mevcutsa ve ilk itirazlar yerinde değilse iddia ve savunma içinden tarafların uyuşmazlık noktalarının neler olduğu belirlenir.
Taraflar ön inceleme duruşmasında sulhe teşvik edilir. Ön inceleme duruşmasından sonra mahkemece hak düşürücü süreler ve zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’iler incelenerek karara bağlanır (HMK. m 142).
Mahkeme ön inceleme aşamasından sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK m.138-142). Ancak mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı def’inin dinlenebilir olması gerekir. Mahkemece bu nedenler dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse HMK’nın 143 ve devamı maddeleri uyarınca tahkikat aşamasına geçilmeli ve özellikle HMK’nın 147.maddesi uyarınca tahkikat için duruşmaya davet edilmelidir. Mahkemece tahkikat aşamasına geçildiği ifade edilmiş ise de davalı vekilinin 19/07/2012 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü 15/04/2012 tarihli 2342/43 nolu yazı celp edilip incelenmediği gibi taraflara sözlü yargılama aşamasına geçildiği de bildirilmemiştir. Mahkemece 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama kesitlerine kanunda belirtilen sebepler dışında uyulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 5766 Sayılı Kanunun 11. maddesinin (ç) bendi ile değişik 123. maddesindeki harç istisnası, yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olarak uygulanmaktadır. Yeniden yapılandırma ile ilgili 4603 sayılı kanunda öngörülen muafiyetin ise TC. Ziraat Bankasının davacı olduğu davalarda uygulanabileceği, anılan yasa hükmü gereğidir. Davalı bankanın somut olayda harçtan muaf olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarındandır. Bu durumda mahkemece, davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin