Yerebatan Sarayı

0
117

Doğu Roma’nın Gizemi Yerebatan Sarnıcı…İstanbul da yaşayıp da denizi görmeyen çocukların varlığı gibi istanbul da olup da göbekteki  Yerebetan satıcını görmeyenlere gelsin bu sefer ki tarihi eser gezimiz….

Eski zamanların şu tedarikçisi dağın tepesinde denizin ortasında susuz bir ada da hep yagmur suyu olmustur..Zamansız akışlar bir mekana hapsedilmiş ve bu mekandan  insan faydasına sunulmuştur.

Ki yağmur suyu en tabii hali ile tüm minarel ve içeriği ile bugün tarımsal verimlilik ve ürün kalitesini arttırma da batılı ülkelerin çiftçisine değişik yöntemlerle biriktirilerek faydasına sunulmuştur..

Gelelim Eski Roma Medeniyeti ne gerek siyasi yapısı gerek de Antik Yunan kültüründen etkiler taşıyan bazı mimari ve sanatsal eserleriyle, günümüzde de hala merak uyandıran gelişmiş bir uygarlıktır. Batıda Hispania’dan doğuda İran sınırlarına kadar uzanan imparatorluğun fethedilen yerleri, fetheden hükümdarların zafer anıtları ile donatılıyor, dini ve idari binalar da bunlara ekleniyordu.

Yıllar M.S. 527’yi gösterdiğinde Roma İmparatorluğu’yla aynı soydan gelen ve tek gerçek varisi konumundaki Doğu Roma, yani daha çok bilinen adıyla Bizans İmparatorluğu, Batı Roma’nın bazı karakteristik özelliklerini korumakla birlikte doğunun da gizemli yapısından bir takım özellikler yansıtmaktaydı. Ayrıca bu şekilde Doğu Roma’yı besleyen bir başka önemli kaynak noktası ise hepimizin de bildiği üzere Antik Yunan kültürüydü.

527’de Bizans İmparatorluğu’nun başına I. Iustinianos (I. Jüstinyen) geçmişti. Bu imparator “Büyük Roma İmparatorluğu”nu tekrar kurmak niyetindeydi. Eğer onun askeri seferlerinin yönüne ve yapıldığı bölgelere bakılacak olursa bu ifadeyi hep birlikte güçlendirebiliriz.

İmparator birçokları tarafından katı ve kötü yönetimi sebebiyle pek de iyi hatırlanmasa da o, imparatorlukta önemli imar faaliyetlerinde bulundu, her bir yanı kiliseler, hastaneler, kaleler ve çesitli yapılarla donattı. Bunlardan belki de en gizemli olanı ve ilgi çekeni ünlü “Yerebatan Sarnıcı”dır.

Doğu Roma’nın Gizemi Yerebatan Sarnıcı

İlk olarak bu güzel yapıyı tanıtmadan önce sarnıç nedir onu bir görelim. Belki çoğumuz biliyoruzdur ama yine de söylemekte fayda var. Sarnıç : Doğal olarak mevcut ya da özel olarak yapılmış, yağmur sularını kullanılmak üzere biriktirmeye yarayan yeraltı su deposudur.

Yerebatan Sarnıcı 9.800 m2’lik geniş bir alanı kapsamaktadır. Kapladığı bu geniş alan ile sarnıç, İstanbul’daki en büyük sarnıç olma özelliğini elinde bulundurmaktadır.Bugun suyun taksim edildiği yer manasına gelen semtin adıdır Taksim…

Yerebatan Sarnıcı, yaklaşık 100 bin ton su depolama kapasitesine sahiptir. Bu gerçekten de yüksek bir rakamdır ve sarnıcın kapladığı alanın ne kadar geniş olduğunu anlamamızı da kolaylaştırır.

Yerebatan Sarnıcı, Doğu Roma imparatoru I. Iustinianos (Jüstinyen) döneminde (M.S. 527-M.S. 565) bizzat imparatorun emriyle inşa edilmiştir. Yapı, Antik Yunan ve Roma mimarilerinden yoğun izler taşımaktadır. Sarnıcın inşasına muhtemelen 532 yılından sonra başlanmıştır.

İmparator Iustinianos, bu devasa kompleksi Büyük Saray’a yani İstanbul’daki imparatorluk sarayına su temin edilebilmesi için yaptırmıştır. Bu büyük yeraltı sarnıcı sahip olduğu görkemli görüntüsüyle halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak adlandırılmıştır.

Sarnıcın gizemli yapısı ve büyüleyici görüntüsü, pek çok yerli, yabancı turisti kendisine çekmektedir. Yapının olduğu yer önceden bir Bazilika’dır. Bu sebeple bu görkemli kompleks, Bazilika Sarnıcı olarak da anılmaktadır.

Sarnıcın inşa edildiği dönemdeki bir inanışa göre ise, bu türden önemli yapıların korunabilmesi için bunların içerisine medusa heykeli veya tasvirleri de eklenirmiş. Bu nedenle yapı içerisinde bu heykel başların yer almış olabileceği düşünülüyor. Yani art niyetli insanları bakışlarıyla taşa çevirsin diye. Yalnız Yerebatan’a gizem ve güzellik katan bu iki medusa başının(ters ve yan duran iki heykel başı) nereden getirildikleri ise tam olarak bilinmiyor. Bunların Antik Roma’ya ait mimari eserlerin birinden sökülüp, getirilmiş olabilecekleri düşünülüyor. Birinin ters, diğerinin yan olması ise, yapıyı meydana getirenlerin estetik kaygılarıyla veya o andaki mimari şartlarla alakalı olabilir. Burada ayrıca heykellerin baktığı yerler ve yine bunların sudaki yansımaları da düşünülmüş olabilir. Ayrıca yine bu konuya alakalı olarak, dönemin hristiyan din anlayışının da etkisiyle Roma’nın paganist olduğu döneme bir atıf olarak algılanmaması için heykellerin düz değil de, ters ve yan biçimleriyle yerleştirilmiş oldukları söylenir. Bu konu hakkında çok şey anlatılıyor, ama bu heykel başları hala önemli bir gizem açıkçası. . .

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin