Vekil mazereti ile ilgili karar vermeksizin esasa ilişkin inceleme yapılamaması hakkında emsal Yargıtay İçtihadı

0
36

İlgili Mevzuat Hükmü : Hukuk Muhakemeleri kanunu madde 27 (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,

içerir.

İÇTİHAT ÖZETİ

Ön inceleme Duruşmasına mazeret sunan vekilin talebi hakkında karar vermeksizin (olumlu-olumsuz) ve ayrıca duruşma zaptında vekilin duruşmaya katılmadığını belirtmesine rağmen işin esasına geçmesi, açıklama yapma ve ispat hakkını ihlal ettiği gibi bağlantılı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan Adil Yargılanma hakkını da ihlali sonucu doğuracağından vekilin, mazeret talebi hakkında karar vermeden hüküm kurması mümkün değildir.

TC

YARGITAY

19.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2018/1289

KARAR NO : 2018/2385

TEMYİZ İNCELEMESİ YAPILAN KARARIN
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmiş, kararın kesin nitelikte bulunmasından dolayı kanun yararına bozulması T.C. Adalet Bakanlığı’nın talebi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosyaincelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalıya ait taşınmazın davacıya satışı için taraflar arasında anlaşma sağlandığım, davalının tapu devrini yapmadığını, davalıya harici senetle ödenen 7.923,88
TL’nin, 7.000,00 TLTik kısmının Çardak Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/48 E.-2012/235 K. sayılı karan ile tahsil edildiğini, bakiye 923,88 TL’nin tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, görülmekte olan davanın sebepsiz zenginleşme davası olduğunu, bu davada bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.

Mahkemece, dava konusu alacağa dayanak olan Çardak Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/48 E.-2012/235 K. sayılı kararının 14/05/2014 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi olan 15/02/2017 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, davacı vekilinin mazereti hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulması
istenilmiştir.

6100 sayılı HMK hükümlerine göre, yazılı yargılama usulünde ilk derece yargılaması beş aşamadan oluşmaktadır. Bunlar, davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama ve hükümdür.

Davanın açılması üzerine dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır.

Ön incelemede öncelikle dava şartlan (HMK md. 114-115) ve ilk itirazlar incelenir (HMK md.116-117). Dava şartlan mevcutsa ve ilk itirazlar yerinde değilse, iddia ve savunma içinden tarafların uyuşmazlık noktalarının neler olduğu belirlenir. Taraflar ön inceleme duruşmasında sulhe teşvik edilir. Ön inceleme duruşmasından sonra mahkemece, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı hakkmdaki itiraz ve def iler incelenerek karara bağlanır (HMK md. 142).

Mahkeme, ön inceleme aşamasından sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK md. 138-142). Ancak mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için, dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı definin dinlenebilir olması gerekir.

Mahkemece bu nedenler dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, HMK’nun 143 vd. maddeleri uyarınca tahkikat aşamasına geçilmesi ve özellikle HMK’nun 147. maddesi uyarınca tarafların tahkikat için duruşmaya davet edilmesi gerekmektedir.

Somut olayda 12.04.2017 tarihli duruşma ara kararında davacı vekilinin saat tehirini içerir mazeret dilekçesi sunduğu belirtildiği halde, yazılı yargılama usulüne tabi iş bu davada, ön inceleme duruşmasına mazereti nedeniyle katılmayan davacı vekilinin mazeret talebi hakkında, olumlu olumsuz bir karar verilmeden işin esasına girilmesi, aynı ön inceleme duruşma tutanağında davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, daha sonra zaptın altında davacı vekilinin tahkikat aşamasına geçilmesini talep ettiği yönündeki beyanının yer alması, davacının HMK’nun 27. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen açıklama yapma ve ispat hakkını ihlal ettiği gibi, Avrupa İnsan Haklan Sözİeşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da ihlali niteliğindedir. Bu açıklamalar
ışığında davacı vekilinin mazeret talebi hakkında bir karar verilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ nın 05/04/2018 gün ve 2018/16022 sayılı kanun yaranna bozma talebinin kabulü ile HMK’un 363/2 maddesi gereğince hükmün hukuki sonuçlan kalkmamak koşulu ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı Yasanın 363/3 maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 26/04/2018 gününde oybirliğiyle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin