Eksik Harçla verilen kararın bozulmasına dair Yargıtay HGK Kararı

0
59

Hukuk Genel Kurulu         2013/7-31 E.  ,  2013/1481 K.

  • MUHDESATIN AİDİYETİNİN TESBİTİ (HUKUKİ YARAR)
  • PEŞİN HARÇ İKMAL EDİLMEDEN DAVAYA DEVAM OLUNMASI

“İçtihat Metni”

 Taraflar arasındaki “muhtesatın aidiyetinin tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beykoz 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 08.07.2010 gün ve E:2008/205, K:2010/216 sayılı kararın incelenmesi davalı Ertuğrul E. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi’nin 05.04.2011 gün ve 2010/6703-2011/2192 sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire’ce hukuki yarar yokluğu nedeniyle bozulması üzerine yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş, direnme hükmü, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya kapsamından; Dava dilekçesinde harca esas dava değeri olarak 30.000 TL gösterilmesi, yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporunda dava konusunun değeri 64.838 TL olarak bildirilmesi, yargılamaya yeni belirlenen dava değeri üzerinden alınması gerekli yargı harçları tamamlanmadan devam edilmesi karşısında, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 11, 28, 30 ve 32.madde hükümleri gözetildiğinde, eksik yargı harçlarının (nispi karar ve ilam harçları) tamamlanmadan davaya devam edilmesine hukuken olanak bulunup bulunmadığı, dolayısıyla belirtilen eksik harç tahsil edilmeden işin esasının çözümlenip çözümlenemeyeceği hususu, ön sorun olarak ele alınmıştır.

Hemen belirtilmelidir ki, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Nispi harçlarda ödeme zamanı” başlıklı 28.maddesinin 1.fıkrasında aynen “(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlar aşağıdaki zamanlarda ödenir” denildikten sonra 23/07/2010 gün ve 6009 Sayılı Kanunun 18.maddesi ile değişik (a) bendinde “Karar ve ilam harcı” alt başlığı ile “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.”düzenlemesine yer verilmiştir.

Aynı Kanunun “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32.maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü getirilmiştir.

Yukarıda belirtilen madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktarı ile maktu başvuru harcı ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır.

Nitekim, 492 Sayılı Kanun’un 29.maddesinde, yargılama sırasında tesbit olunan dava değerinin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409 uncu maddesinde de gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulmasının noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu belirtildiğine göre, yargılama sırasında tesbit olunan yeni dava değeri üzerinden tarife uyarınca alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcı ilgilisince tamamlanmadan davaya devam edilmesi olanağından söz edilemez.

Nitekim, vurgulanan bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.10.2011 gün ve E:2011/3-629, K:2011/613 sayılı ilamında da benimsenmiştir.

Nihayet, tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının saptanmasına ilişkin davalardır. Bu tespit işlemi eda davalarında da vardır. Bundan başka, eda davalarının ikinci bir eda bölümü vardır ki, bu bölüm tespit davalarında yoktur. Bu nedenle eda davası, aynı konudaki tespit davasını (talebini) de içeren daha geniş kapsamlı bir davadır (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2.Cilt, İstanbul 2001, Sahife:1412-1417). Bundan dolayı “…Tespit davası eda davasının öncüsü durumundadır…” (07.07.1965 gün ve E:1965/5, K:1965/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Öncüsü olduğu eda davası gibi konusu malvarlığı (mamelek) hakkıdır ve belli bir değer (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ile ilgili bir dava niteliğini taşıdığından 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca “Değer ölçüsüne göre harca tabi” işlemlerdendir, (1) sayılı tarife uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-764, K:2003/744; 21.09.2005 gün ve E:2005/19-541, K:2005/475; 14.03.2007 gün ve E:2007/2-143, K:2007/146; 26.04.2006 gün ve E:2006/21-198, K:2006/249; 27.02.2008 gün ve E:2008/21-139, K:2008/204; 21.01.2009 gün ve E:2008/21-805, K:2009/12 sayılı ilamları).

Somut olay bu yönüyle değerlendirildiğinde; davacı eldeki davayı açarken, başlangıçta başvurma harcı ile dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilen 30.000 TL üzerinden alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcını yatırmıştır.

Ne varki; yargılama sırasında dava değerinin 64.838 TL olduğu anlaşılmış ise de, belirlenen bu yeni dava değeri üzerinden alınması gereken peşin nispi karar ve ilam harcının ilgilisince tamamlandığına veya mahkemece eksik harcın tahsiline ilişkin bir belge ya da bilgi dosyada yer almamaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere, davacı taraf, 492 Sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir.

Öyleyse, davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, 64.838 TL üzerinden belirlenecek olan eksik peşin nispi karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça, eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır.

Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler göz ardı edilerek, yargılama sırasında usulünce yatırılmış yargı harcı tamamlanmadan yargılamaya devamla işi esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa 2009 yılında yürürlükte olan tarife uyarınca 64.838 TL üzerinden belirlenecek olan eksik peşin karar ve ilam harcını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.

Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle direnme kararının bozulmasına; bozma nedenine göre, davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada  incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin