Ülkücüleri yok etmek…

0
134

Önceki seslenişlerimde; küresellerin, Dünya ülkelerine, özellikle ülkemize oynadıkları emperyal zapt oyunlarını, bütün bu oyunlar karşısında, içimizdeki hainlere ve dışarıdaki düşmanlarımıza karşı, Alparslan Türkeş’in 9 Işık Doktrini’nin ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği ve hala aynı doktrin ile yeni yetişen Ülkücü neslin, devletin sigortası olduğunu detaylarıyla anlatmıştım.

Dokuz Işık Doktrini’nin; Ülkücülük, Ahlakçılık, Toplumculuk, İlimcilik, Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, Köycülük, Gelişimcilik ve Halkçılık ilkeleriyle yetişen ve devletin bekasını her yerde ve her zaman kendi bekasının üstünde tutan Ülkücü Dünya görüşünün mensubu, fen ve sosyal ilimler alanında yetişen Ülkücü kadroların devletimizin varlığına sahiplenişlerinin, ülkemize oynanan emperyal zapt oyunlarının önüne geçilmesindee büyük katkılar sunduğu inkar edilemez bir gerçek.

Bu gerçeklik karşısında, emperyal zapt oyunlarıyla ülkemizi, daha önce anlattığın iktisadi ve sosyal oyunlarıyla zapt etmeye çalışan küresel güçler bu kez, hedeflerine Ülkücüleri aldılar. Çünkü; Türkiye üzerine oynadıkları; iktisaden zayıflatma, sosyal çözülme ve iç savaş oyunlarının karşısında en büyük engel olarak Ülkücü hareketi buldular.

Bu yüzden, önce, merhum Alparslan Türkeş’in kurduğu Ülkücü kadroları FETÖ eliyle temizlemeye çalıştılar. Tamamen olmasa da büyük oranda başardılar. Ardından planın ikinci aşaması devreye girdi. İkinci hedefleri, ortadan kaldıramadıkları Ülkücüleri birbirilerine düşman ederek bölmek; çatıştırarak, savaştırarak birbirilerini yok etmelerini sağlamak. Hedefledikleri yok oluş sağlandığında Türkiye’ye oynadıkları bütün emperyal zapt oyunlarının önündeki en büyük engel kalkmış olacak.

Bunun için öncelikle; Alparslan Türkeş’in “Ülkücü, Ülkücü’nün kardeşidir” Fıtratı ile yetiştirdiği Ülkücüler arasındaki kardeşlik hukukunu ortadan kaldırmaları gerekiyor. Aralarındaki kardeşlik hukuku ortadan kalkmadan, Ülkücüleri eritmeleri, nihayetinde Ülkücü Dünya görüşünü sona erdirmeleri mümkün değil. Bu korkunç sona varmak için Ülkücüleri birbirilerine düşman etmek zorundalar.

Bunun için de ikinci aşamada; Ülkücülerin, çatısı altında toplandıkları siyasi yapı, fikri teşkilatlanma içinde hizip çıkarma, bölme ve parçalama oyunuyla işe başladılar. Birbirilerine, “Öz kardeşim” diyen Ülkücüleri, birbirilerine hakaret eden, söven, birbirilerini döven, öldüren, birbirilerinden ayrılmış düşman guruplar haline getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Peki neden en büyük engel Ülkücüler? Çünkü; Ülkücülerde ötekileştirme yok, toplumun hiçbir siyasi, sosyal, fikri, etnik kesimine düşmanlık beslemek yok. Aksine; Ülkücü Hareket’in içinde, yüreği vatan sevgisiyle atan, her toplumsal kesime mensup, Alevi, Sünni, Kürt, Türk, laz, Çerkez, Atatürkçü, dindar, Türkçü Ülkücüler var. Ülkücü Dünya görüşü bu saydığım ve sayamadığım tüm kesimleri birbirine kardeş olarak görür. Mesele; salt vatanın bütünlüğüdür. Ayırım yapmak Ülkücülükte, vatan için en büyük felakettir.

Küreseller ülkemizde oynadıkları her ayırımcılık oyunun karşısında karşılarında bu yüzden direkt Ülkücüleri buluyorlar. Bu yüzden de Ülkücülük mefhumunu ortadan kaldırmak zorundalar.

Bu kirli oyunlar karşısında ülkemizde, Ülkücülere tarihi bir görev düşüyor. Kardeşlik hukukuna sıkı sıkıya sarılmak ve kardeşlik hukukunu, ayırım gözetmeden seksen bir milyonluk Türkiye’nin tamamına yaymak. Ülkücüler şu anda bu tarihi görev nedeniyle “Ya hep, ya hiç” noktasındalar. Ya birbirilerine ve Türkiye’de yaşayan seksen bir milyona sıkı sıkıya kenetlenerek bu oyunu bozacaklar, ya da; oyuna gelip varlıklarından olacaklar ve küresellere, Türkiye’de iç savaş çıkarma yolunu açarak  tarihin karanlık sayfalarında yerlerini alacaklar.

Selam ve dua ile… Allah’a emanet olun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin