Akte muhalefet sebebi ile tahliyeye ilişkin Yargıtay 6.HD kararı

0
60

Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.12.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, sözleşmenin özel şartlar bölümünün 9. ve 16. maddesinde yapılan düzenlemeye dayanarak akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi ile tahliye isteminde bulunmuştur. Sözleşmenin özel şartlar bölümünün 9. maddesinde, sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren on gün içinde mecura ait elektrik, su, doğalgaz aboneliğini kiracının kendi üzerine alması kararlaştırılmış, 16. maddede ise, sözleşmede kararlaştırılan herhangi bir hususa riayetsizlik halinde akdin feshine neden teşkil edeceği öngörülmüştür. Akde aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemin kiralananın kullanımına yönelik olması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan bir koşulun yerine getirilmemesi ise, ancak akdin feshi nedenini teşkil eder. Akdin feshi ve tahliye davaları, konu olarak farklı davalardır. Davalının sözleşmede kararlaştırılan 9. maddeye riayet etmemesi hususu akdin feshini gerektirmekte olup, tahliye nedeni sayılamaz. Ancak davacı, dava dilekçesinde akdin feshini talep ettiğine göre, mahkemece akdin feshiyle yetinmek gerekirken, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. … 

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan itirazın iptali-tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 

Uyuşmazlık, itirazın iptali ve takibin devamı ile akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın iptaline, akde aykırılıktan dolayı da kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

1-Davalı vekilinin davacının itirazının istemine ve takibin devamına ilişkin temyiz isteminin incelenmesi sonucunda; 

HUMK’nın 21.07.2004 tarih, 5219 sayılı Kanun’la değişik 427. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Ka-nunu’na eklenen ek madde 4 uyarınca yeniden değerleme oranına göre ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulumun 02.03.2005 tarih ve 9-82 esas ve 126 karar sayılı ilamı uyarınca, temyiz konusu alacak hüküm tarihinde 1.090.00 YTL’nin altında bulunduğundan, hükmün kesin olması nedeniyle temyiz istemi yerinde değildir. 

2-Davalının akde aykırılık nedeniyle tahliye istemine yönelik temyiz itirazına gelince; 

Borçlar Kanunu’nun 256. maddesi hükmü uyarınca kiracı, kiralananı kira süresi boyunca tam bir ihtimam dairesinde kullanmak zorundadır. Anılan madde hükmü gereğince, akde aykırılıktan dolayı kiracının tahliyesine karar verilebilmesi için, kiracıya akde aykırı davranışına son vermesi hususunda kiralayan tarafından süreli bir ihtar tebliğ ettirilmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Kiralananın açıktan fena kullanılması durumunda akde aykırılığın giderilmesi amacıyla kiracıya ihtar gönderilmesine gerek yoktur. 

Olayımıza gelince; 

Davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.12.2002 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, sözleşmenin özel şartlar bölümünün 9. ve 16. maddesinde yapılan düzenlemeye dayanarak akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi ile tahliye isteminde bulunmuştur. Sözleşmenin özel şartlar bölümünün 9. maddesinde, sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren on gün içinde mecura ait elektrik, su, doğalgaz aboneliğini kiracının kendi üzerine alması kararlaştırılmış, 16. maddede ise, sözleşmede kararlaştırılan herhangi bir hususa riayetsizlik halinde akdin feshine neden teşkil edeceği öngörülmüştür. Akde aykırılık nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemin kiralananın kullanımına yönelik olması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan bir koşulun yerine getirilmemesi ise, ancak akdin feshi nedenini teşkil eder. Akdin feshi ve tahliye davaları, konu olarak farklı davalardır. Davalının sözleşmede kararlaştırılan 9. maddeye riayet etmemesi hususu akdin feshini gerektirmekte olup, tahliye nedeni sayılamaz. Ancak davacı, dava dilekçesinde akdin feshini talep ettiğine göre, mahkemece akdin feshiyle yetinmek gerekirken, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin