Muhdesatın 3.kişiye ait olması ve ortaklığın Giderilmesi davası na ilişkin Yargıtay içtihatı

0
56

T.C. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/13888 K: 2017/15 K.T.: 09.01.2017Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.02.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulü ile ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.Hükmü, davalı … vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.Somut olaya gelince, mahkemece yapılan keşif sonucu temin edilen bilirkişi raporunun hükme yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, bilirkişi tarafından muhdesat oranlamasının yukarıda değinilen ilkeler gereğince yapılmadığı görülmektedir. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazda paydaş olmayan kişilere ait muhdesatların değerinin arz bedeliyle birlikte tüm maliklere ait olacağı gözetilmelidir.O halde, mahkemece yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılması, usulüne uygun olarak muhdesat oranları belirlenmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin