Zulme İsyanın adı Abdürrahim Karakoç

0
112

Türk şiirine ve halk müziğine kazandırdığı eserlerle toplumun geniş bir kesimine ulaşan Karakoç, eserlerinin yanında kişiliğiyle de hatırlanmaya devam ediyor.Oku bir “Hakim Beğ” şiirini zamanın ötesinden nasıl seslendiğini görürsün

Abdurrahim Karakoç, 7 Nisan 1932’de Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü köyünde dünyaya geldi.

Balcı Fakı olarak tanınan dedesi Mehmet Efendi de halk şiirleri söyleyen Karakoç’un, annesi Fadime Hanım ve hece vezniyle halk şairleri tarzında şiirler yazan babası Ümmet Efendi çiftçilikle uğraşıyordu.

İlkokuldan sonra öğrenimine bir süre devam edemeyen Karakoç, köyünde marangozluk ve çiftçilik yaptı.

Küçük yaşlarından itibaren şiire ilgi duyan Karakoç, 1958’de Elbistan Belediyesi’nde muhasebeci olarak çalışmaya başladı.

Usta şair, gençlik yıllarıyla şiire olan ilgisine dair bir açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Ebedi kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 7 Nisan 1932 tarihinde dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle böyle geçti. Kıt imkanlara, kıtlık yıllarına rağmen hala o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, ‘Özlenecek neresi var?’ diyebilirler, ama ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim. Boşluğumu şiirle doldurmaya çalıştım. Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.”

Karakoç, emekli olduktan sonra yerleştiği Ankara’da şiir çalışmalarının yanı sıra çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı.

İlk şiirleri Elbistan’da çıkan Engizek gazetesinde yayınlanan şiirin büyük ustası, birbirinin devamı olan yirmi iki şiirinden meydana gelen “Hasan’a Mektuplar” isimli eseriyle tanınmaya başladı.

Karakoç, daha sonra beş şiirden oluşan “Hasan’dan Gelen Mektup”, sekiz şiirden oluşan “Haberler Bülteni”, yedi şiirden oluşan “Vatandaş Türküsü” ve beş şiirden oluşan “Masal” adlı çalışmalara imza attı.

“Mihriban”, “Saati Yok Eremi Yok (Ben Hep Seni Düşünürüm)”, “Anadolu Sevgisi”, “Zikrullah”, “Hak Yol İslam Yazacağız”, “Bayramlar Bayram Ola”, “İsyanlı Sükut” ve “Tut Ellerimden”in de arasında bulunduğu şiirleri kaleme aldı.

Yazdığı şiirlerden dolayı hakkında çok sayıda dava açılan Karakoç, kendisine isnad edilen bütün suçlamalardan aklandı.

Şiirleri Fedai, Devlet, Töre, Bizim Ocak dergileriyle kendisinin çıkardığı Yeni Ufuk gazetesinde, Yeni Düşünce, Yeni Hafta ve Gündüz gazetelerinde yayımlandı.

Çocukluğu ve memuriyet hayatı dolayısıyla köy hayatını yakından tanıyan Karakoç, Anadolu insanının karşılaştığı zorlukları ve çektiği sıkıntıları şiirlerinde ele aldı.

Temiz Türkçe ve hece vezniyle aşk, ayrılık, özlem, tabiat ve gurbet konulu şiirler yazan Karakoç, şiirinde ahengi aliterasyon ve asonanslarla sağladı.

Eserleriyle geniş kitlelere ulaşan usta şairin yazdığı 100’e yakın şiiri bestelenerek Esat Kabaklı, Orhan Hakalmaz, Hasan Sağındık, Selçuk Küpçük, Musa Eroğlu, Güler Duman, Sevcan Orhan ve Azerin gibi çeşitli sanatçılar tarafından seslendirildi.

Şairin en çok tanınan şiirlerinden biri olan “Mihriban” eseri bestelenerek unutulmaz türküler arasında yerini aldı.

Doğuş Edebiyat 1983’te, Genç Kardelen dergisi ise 1998’de “Abdürrahim Karakoç Özel Sayısı” yayımladı.

Karakoç hakkında Ankara Gazi Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi’nde iki yüksek lisans tezi hazırlandı.

Evli ve 3 çocuk babası olan ünlü şair ve yazar Karakoç, 6 Haziran 2012’de tedavi gördüğü Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde vefat etti.

Cenaze namazı eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez tarafından kıldırılan Karakoç’un naaşı, Kocatepe Camisi’ndeki törenin ardından Bağlum Mezarlığı’nda Şeyh Abdülhakim Arvasi Türbesi’nin yanına defnedildi.

Gazeteci, yazar ve edebiyat tarihçisi Ahmet Kabaklı, Abdurrahim Karakoç’un şiir anlayışı hakkında şu görüşleri aktarmıştı:

“Abdurrahim Karakoç, halk şiirine derin düşünce ve davayı genişlemesine, derinlemesine sokan şairdir. Hem bir halk şairi, hem de bir aydın yazar olarak, Anadolu halkının, devletinden, hükümetinden, gazetecisinden, doktorundan, hakiminden ezeli şikayetlerini dile getirir. Abdurrahim Karakoç, öyle bir yerdedir ki hem köylünün, kasaba yoksulunun kendisidir hem de çevresindeki bazı aydınların kusurlarını görüp yüzlerine vuracak derecede görüş sahibidir.”

Abdurrahim Karakoç’un eserleri

Gazeteci, şair ve yazar Abdurrahim Karakoç, “Çobandan Mektuplar” ve “Düşünce Yazıları” gibi düz yazılarının yanı sıra şu şiir kitaplarına da imza attı:

“Hasan’a Mektuplar”, “El Kulakta”, “Vur Emri”, “Kan Yazısı”, “Dosta Doğru”, “Suları Isıtamadım”, “Beşinci Mevsim”, “Akıl Karaya Vurdu”, “Yasaklı Rüyalar”, “Gökçekimi”, “Gerdanlık”, “Parmak İzi”, “Yağmur Yerden Yağar”, “Anadolu’da Bahar”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin